Anasayfa 15 Temmuz Giriş Yap Kayıt Ol
Tüm Hatıralar
Hatıra · Tanıklık

15 Temmuz'u Hatırlamak

Pelin Su ÇAKIN Öğr. Gör.
Bazı tarihler bir milletin kolektif belleğinden silinmeyecek izler bırakır. 15 Temmuz 2016 tarihi Türk milletinin belleğine yer ederek, sadece siyasi bir olayın değil; cesaretin, fedakârlığın, birlikteliğin ve vatan sevgisinin yeniden anlam kazandığı tarihi bir dönüm noktasını ifade etmektedir.

15 Temmuz 2016 tarihinde ben İstanbul'daydım. İş çıkışı evime gidip televizyonu açtığımda yaşanan gelişmelerin sıradan bir güvenlik problemi olmadığını anlamam uzun sürmedi. Köprülerin kapatılması hemen ardından savaş uçaklarının uçuşları, televizyon ekranlarına yansıyan görüntüler ve insanların yaşadığı belirsizlik hissi, tarihin akışını değiştirecek saatlerin başladığını gösteriyordu. Süreç, yönetime karşı bir girişim gibi görünse de devletimizin bekasına, milletimizin iradesine ve Cumhuriyetimizin temel değerlerine yönelmiş büyük bir tehditti.

O gecenin en ağır duygularından biri ise ailemden uzakta olmaktı. Ben İstanbul'da gelişmeleri endişe içerisinde takip ederken ailem Bartın'daydı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı çağrının ardından hiç tereddüt etmeden, bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak için sokağa çıktılar. Telefonla kurduğumuz her iletişimde hem onların güvenliği için kaygılanıyor hem de gösterdikleri kararlılıkla gurur duyuyordum. O an anladım ki vatan sevgisi gerektiğinde sorumluluk üstlenebilme cesaretiydi.

O gece tüm dünya, milyonlarca insanın ortak bir bilinç etrafında kenetlenmesine tanıklık ediyordu. Farklı siyasi görüşlere, farklı yaşam tarzlarına ve belki de farklı toplumsal kimliklere sahip bireyler o gece tek bir ortak paydada buluşmuştu: Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı ve milletin iradesinin korunması.

O gece meydanlara çıkan herkes herhangi bir çıkar beklentisiyle değil; bayrağını, ezanını, devletini ve geleceğini koruma inancıyla hareket ediyordu. Tarihte yaşanan onca darbenin artık bu dönemde, bu millet iradesiyle mümkün olmayacağını göstermek istiyordu. Bu yönüyle 15 Temmuz, toplumsal dayanışmanın ve milli birlik ruhunun en güçlü örneklerinden birisi olarak tarihe geçmiştir. O gece milletimiz, "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesinin Anayasa'da yazılı bir ifade olmadığını, gerektiğinde canı pahasına savunulacak bir değer olduğunu tüm dünyaya göstermiştir.

Bir sosyolog olarak bugün geriye dönüp baktığımda, 15 Temmuz'u Türkiye'de yaşanan darbelerden birisi olarak değerlendirmiyorum. Yaşanan bu kalkışmanın kolektif belleğin yeniden şekillendiği, ortak kimliğin ve bilincin güçlendiği, milli aidiyet duygusunun görünür hâle geldiği önemli bir kırılma noktası olduğunu düşünüyorum. Toplumların bellekleri nesilden nesile aktarılarak yaşatılır. Bu yönüyle, 15 Temmuz gelecek kuşaklara aktarılması gereken tarihî bir tecrübedir. Vatan sevgisi, huzurlu zamanlarda dile getirilen romantik bir söylem olmamalıdır. Bu sevgi, bayrağın gölgesinde özgür yaşayabilmek, bağımsız bir devlet çatısı altında geleceğe umutla bakabilmek demek olmalıdır. Ve bunun ne kadar kıymetli olduğunu o gece hep birlikte yeniden öğrendiğimizi düşünüyorum.

Benim milliyetçiliğim, milleti ortak tarih, ortak kültür ve ortak değerler etrafında buluşturan güçlü bir aidiyet anlayışına dayanmaktadır. Bu anlayışın temelinde de vatan toprağına duyulan sevgi, devletine duyulan sadakat ve milletine karşı hissedilen sorumluluklar vardır. 15 Temmuz gecesi gösterilen direniş de tam olarak bu ruhun tezahürü olmuştur. Çünkü o gecenin mücadelesi sadece kendi geleceğimiz için verilmiş bir mücadele değil; çocukların yarınları, devletimizin devamlılığı ve bağımsızlık mücadelemizi kapsamaktadır.

Aradan tam 10 yıl geçmiş olsa da o geceye ait sesler, görüntüler ve duygular sanıyorum ki hepimizin belleğinde ilk günkü canlılığını korumaktadır. Duyduğum anda içimi ürperten uçak ve tank seslerine karşın meydanlarda yükselen tekbirler ve dalgalanan ay yıldızlı bayrağımız, unutulması mümkün olmayan bir anı olarak olarak zihnimde yaşamaya devam edecektir. Bugün bizlere düşen en önemli görev, 15 Temmuz'u yalnızca yıldönümlerinde hatırlamak değil; o geceden çıkarılması gereken dersleri gelecek nesillere doğru şekilde aktarmak olmalıdır. Demokrasiye, hukuka, milli iradeye ve bağımsızlığımıza sahip çıkmak, geçmişte olduğu gibi bugün de hepimizin ortak sorumluluğudur. Çünkü güçlü devletler ülkesini korumayı görev bilen güçlü milletleriyle ayakta kalırlar.

Şehitlerimizin emaneti olan bu topraklar, dün olduğu gibi bugün de aynı bilinç ve aynı kararlılıkla korunmaya devam edecektir. Çünkü bu vatan bize miras değil, emanettir. Bu bayrak bağımsızlığımızın ve geleceğimizin en kıymetli nişanesidir. Bu vesileyle, 15 Temmuz'da vatanımız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle, kahraman gazilerimizi şükranla anıyorum. Rabbim bu millete bir daha böylesine ağır imtihanlar yaşatmasın.

Öğr. Gör. Pelin Su ÇAKIN