Anasayfa 15 Temmuz Giriş Yap Kayıt Ol
Tüm Hatıralar
Hatıra · Tanıklık

Karton Üzerindeki Nöbet

Halil Barış ÖZEL Prof. Dr.
ÖNEMLİ NOT: Çok sevdiğim Orman Köylüsü bir abimizin 15 Temmuz gecesi ve akabinde devam eden süreçte yaşadıklarına, anlattıklarına ve yaptıklarına ilişkin şahit olduğum bir hatıramdan yola çıkarak aşağıdaki anlatımı kaleme aldım. Selam ve saygılarımla

Temmuz ayının ortasıydı. Bartın'ın yemyeşil ormanları, yaz sıcağının altında sessiz görünse de her gün büyük bir emeğin izlerini taşıyordu. O ormanların içinde çalışanlar bilirlerdi ki ekmek, alın teriyle kazanılır. Sabah ezanıyla birlikte evinden çıkan orman köylüsü bir abimiz, yıllardır baltasını, motorlu testeresini ve emeğini vatan toprağına adamıştı. Bu abimiz, çocukluğundan beri orman işçisiydi. Babasından öğrendiği en önemli söz şuydu: "Devlet ayakta kalırsa millet huzur bulur. Orman da, toprak da, bayrak da bizim emanetimizdir." 15 Temmuz 2016 Cuma günü de diğer günlerden farklı başlamamıştı. Sabah güneş doğmadan arkadaşlarıyla birlikte dağın yolunu tuttu. Dik yamaçlarda tomruk kesiyor, sıcağın altında tonlarca ağırlığı taşıyor, saatlerce dinlenmeden çalışıyordu. Üzerindeki kıyafet terden sırılsıklam olmuş, ellerindeki nasırlar biraz daha sertleşmişti. Akşam üzeri iş bittiğinde herkes yorgundu. Kimisi eve gidip dinlenmeyi düşünüyordu. Orman üretim işinde çalışan bu abimiz de aynı düşüncedeydi. Çünkü ertesi gün yine erkenden ormana çıkacaktı. Fakat akşam saatlerinde televizyonlarda ve telefonlarda gelen haberler herkesi derinden sarstı. Türk Silahlı Kuvvetleri içine sızmış FETÖ mensuplarının darbe girişiminde bulunduğu haberleri yayılıyordu. İstanbul'da köprüler kapatılmış, Ankara'da savaş uçakları alçaktan uçuyor, Meclis bombalanıyor, insanlar sokaklara çağrılıyordu. Değerli abimiz de televizyonun karşısında uzun süre sessiz kalmış ve sonra dolaptan özenle katladığı Türk bayrağını alıp köyüne uzak olmasına rağmen arabadına atlayıp, Bartın Cumhuriyet Meydanına koşmuştu.
Bartın Cumhuriyet Meydanı'na vardığında yüzlerce insan çoktan toplanmıştı. Gençler, yaşlılar, kadınlar, öğrenciler, işçiler, memurlar... Herkes aynı bayrağın altında buluşmuştu. Hatta kendisinin üzerinde hâlâ ormanda çalıştığı kıyafetleri vardı. Botlarının üzerinde çamur kurumuştu. Pantolonu reçine lekeleriyle kaplıydı.
Gece ilerledikçe meydandaki kalabalık arttı. İnsanlar tek yürek olmuştu. Dualar edildi.
İstiklal Marşı okundu. Şehitler için gözyaşı döküldü. Cumhuriyet Meydanı'nın taş zemini gece boyunca soğumaya başlamıştı.
Saatler ilerledikçe ayakta durmak zorlaşıyordu. Belediye görevlileri ve vatandaşlar, yere kartonlar serdi. Bu kalbi vatan ve millet sevgisiyle dolu abimiz de diğer vatandaşlarla birlikte ince bir kartonun üzerine oturdu. Bir süre sonra sırtını yine o kartona yasladı. Gece boyunca uyku ile uyanıklık arasında bekledi. Her siren sesinde doğruldu. Her yeni haberde meydandaki herkes gibi dikkat kesildi. Sabah ezanı okunurken gözlerini tekrar açtı.
Karton hâlâ altındaydı. Sırtı tutulmuştu. Sabah evine gidip bir bardak çay içti. Sonra yine aynı motorlu testereyi omzuna aldı. Yine aynı dağa çıktı. Yine aynı tomrukları kesmeye ve taşımaya devam etti.. Ama uykusuzluktan hiç şikâyet etmeden.